Bilgisayar Destekli Etkileşimli Eğitim


Bilgisayar destekli etkileşimli eğitimin tanımını en sona bırakarak etkileşimli öğretim yaklaşımı hakkında hatırlatmalarda bulunmak yerinde olur sanırım.

Bilgisayar destekli etkileşimli eğitim kavramının daha iyi anlaşılması için, kısaca etkileşim kavramına deyinmek, sanırım yerinde bir yaklaşım olacaktır.

Etkileşim kavramı, en karmaşık kavramlar arasında yer alır şeklinde bir fikir beyan etsem, bu bir abartı sayılmaz. Çünkü yöntem ve metot bakımından ele alındığında sayısız etkileşim biçiminin olduğunu görürüz. Bir cisme dokunma, birisiyle göz göze gelme ya da onunla konuşma, bir yazıyı okuma, bir nesneyi boyama, televizyonu açma-kapama, şarkı dinleme... gibi sayısız etkileşim biçimi sıralamak mümkün.

Bilgisayar destekli etkileşim kavramı, dijital (sayısal) etkileşim olarak özelleştirilebilir. Sayısal etkileşim ise, İnsanların makinelerle ve makinelerin mekinelerle etkileşimi olarak tanımlanabilir. Birisiyle telefonda konuşma, bir diske dosya aktarma, bir modemden çıkan bilgilerin başka bir modemce alınması ve dönüştürülmesi, bilgisayar işlemcisinin işlediği bilgilerin ekranda görünecek biçimde dönüştürülmesi... gibi bir çok sayısal etkileşim örneği sıralamak mümkün.

Sayısal etkileşim ifadesi ile etkileşim kavramını, amacımıza uygun bir biçimde özelleştirmeye çalıştıysak da hala bir karmaşanın olduğu açıktır. Amacımız bilgisayar destekli eğitim olduğuna göre, sayısal etkileşimi bilgisayarın çevre birimleri ile girdiği etkileşim olarak mı, yoksa kullanıcının internette dolaşması olarak mı, ya da daha başka bir şey olarak mı algılayacağız? Amaç eğitim olduğuna göre, etkileşimin bir ayağını kullanıcıların oluşturması gerektiği açıktır. Diğer ayak ise kaçınılmaz olarak bilgisayar ortamı olmak zorundadır.

Bu durumda sayısal etkileşimi, kullanıcının nesnelerle, ve nesnelerin (kullanıcının tetiklemesi sonucu) nesnelerle etkileşmesi şeklinde indirgemek mümkündür. Böylece, bilgisayar destekli etkileşimli eğitim kavramındaki etkileşim kavramını, öğretme-öğrenme amaçlı fiziksel etkileşimlerin sayısal biçimi olarak ifade etmek yerinde olacaktır.


Burada bahsedilen etkileşimli eğitim, bilgisayar destekli öğretimin metotlarından biri olarak anlaşılmalıdır. Örneğin bilgisayar ortamında hazırlanmış bir elektrik devresinde anahtar kapatılınca lambanın ışık yayması, lambaya seri bağlı bir ayarlı direncin, direnç değeri değiştirilerek lambanın ışık şiddetinin ayarlanması gibi.


Yukarıdaki devrede öğrenci gerilimi arttırdığında lambanın ışığının arttığını gözlemleyecek ve bunun sebebini merak ettiğinde lmbanın ışık şiddetinin lambadan geçen akıma bağlı olduğunu anlayacaktır. Ayrıca devredeki direncin değerini arttırdığında lambanın ışık şiddeditinin azaldığını, azalttığığında ise ışık şiddetinin arttığını gözlemleyebilecektir.


Not:Devrede lambaya seri bağlı direncin değeri arttırıldıkça devre akımı azalacağından lambanın ışık şiddedi azalacaktır. Direnç az olduğunda ise devre akımı artacağı için lambadan daha çok akım geçecek ve buna bağlı olarak lambanın ışık şiddeti artacaktır.

Etkileşimli öğretim içeriğine dair basit bir örnekten sonra bir soru meselenin daha iyi anlaşılması bakımından anlamlı olabilir: Öğrenmenin en temel koşulu nedir? Bu soruya bir çok cevap verilebilir elbette. Hepsinin de kendine göre doğruluk payı olabilir. Ancak, kanımca en önemli koşul, merak ya da öğrenme isteğidir. Bir şeyleri merak etmeyen, yeni şeyleri öğrenmenin nasıl bir şey olduğunu bilmeyen birine ne öğretilebilir ki? Sanırım gelmek istediğim nokta açıklık kazanmaya başladı bile. Gerçekten de okullarımız öğrenme güdüleri körelmiş öğrencilerle dolu. (Bu elbette ki kendi kabahatleri ya da istedikleri bir şey değil.) Etkileşimli öğretim yönteminin, öğrenme heyecanlarını keşfetme kapısını aralayabileceğini ifade etmek istiyorum. Bu yöntemle öğrenciler, kavramlarla diyalog kurma, onlarla bazen ciddi, bazen alaylı bir şekilde etkileşime girme imkanını elde edecekler. Kavramlara dokunacak, onlara yakınlaşacak ve dost olacaklar onlarla. Onları yeniden keşfedekler.

Öğretimde etkileşim yaklaşımının sınırı insan hayali ve yetenekleri ile sınırlıdır desem, hiç de abartmış olmam. Örneğin bir fizik ya da kimya labaratuvarı simülasyonu ile, okullarımızda yapılan bütün deneyler bilgisayar ortamında gerçekleştirilebilir. Böylece isteyen herkes bu deneyleri her hangi bir kaza korkusu, yanlış yapma çekincesi, araç-gereç ve mekan kısıtlaması vb. olmaksızın yapabilir ya da en azından yapmaya çalışabilir. Ki bu durumda da öğrenme, az ya da çok gerçekleşecektir. Gerçekten de öğretimde bilgisayar destekli etkileşimin sınırları insan hayali ile sınırlıdır. Çünkü vermek istediğiniz mesajı sunmanın milyonlarca yolunu bulabilirsiniz. Buna basit bir örnek olması bakımından yukarıdaki devrenin bir benzeri olan devreye bakmanız yeterli olacaktır sanırım. Ayrıca etkileşimli öğretim yönteminin etkinlik ve esnekliğini vurgulamak bakımından da, içerik, kapsam ve mesaj bakımından aynı, fakat sunuş tarzı farklı olan bir örnek.


Kullanıcı lambanın ışık şiddetinin devre akımı ile orantılı olduğunu kolaylıkla farkedecektir. (Ayarlı direncin değerini değiştirerek) Direnç değerini arttırdığında direnç üzerinde daha fazla gerilimin düştüğünü ve lamba uçlarındaki gerilimin azaldığını gözlemleyebilecek ve lamba akımının lamba uçlarındaki gerilime bağlı olduğunu anlayacaktır. Ayrıca lambanın gücünün çektiği akımla doğru orantılı olduğunu keşfedebilecek ve devre akımının, alıcının normal akımını geçtiği durumların devre için bir tehlike olduğunu kavrayacaktır.

Not:Her alıcının bir elektriksel gücü vardır. Bu güç alıcının direncine bağlıdır. Direnci ne kadar az olursa çekeceği akım o kadar fazla olacağından gücü de çektiği akım oranınca fazla olur. Ancak bir alıcıya anma gücünden fazla güç verilirse (Alıcıya, normal çalışma geriliminden fazla gerilimin uygulandığı durum) alıcı zarar görür. Bu nedenle hesapta olmayan durumlar için (istenmeyen gerilim yükselmelri, kısa devreler vb.) koruma amaçlı olarak devrede sigortalar kullanılır. Sigortalar, alıcının normal akımına göre seçildiklerinden devreden fazla akım geçmesi durumunda devrenin akımını keserler ve devreyi korurlar.

Yukarıdaki devreler, daha da işlevsel hale getirilebilir kuşkusuz. Örneğin elemanların değerleri kullanıcı tarafından girilebilir ve değerlerin uyuşmazlığı durumlarında değişik mesajlar verilebilir. Problem çözümlerinde bulunan sonucu doğrulama aracı olarak kullanılabilecek şekilde de tasarlanabilir. Hatta elemanların kütüphanelerden alınarak devrenin kurulması tamamen kullanıcıya bırakılabilir. Böylece kullanıcıya, gerçek hayattaki deneyimlere yakın bir deneyim sunma imkanı bile elde edilebilecektir.

Bilgisayar destekli etkileşimli eğitim ile gerçek hayattaki uygulamaları karşılaştırdığımızda ne tür sonuçlar elde edebiliriz? Biraz da bu soruya yoğunlaşmak yerinde olacaktır sanırım.

Okullarımızda kullanılan bir kimya labaratuvarının maliyeti hakkında en ufak bir fikrim bile yok. Ancak dijital ortamda hazırlanmış böyle bir labaratuvar, çok küçük rakamlarla herkese ulaştırılması hiç de zor değil. Böyle bir labaratuvar kuşkusuz ki gerçek labaratuvarların yerini tutmayacak, gerçek labaratuvarda gerçekleştirilen öğretimin etkinlik düzeyine ulaşamayacaktır. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken çok önemli bir nokta vardır. Bu durum ancak bir deneyin her öğrenciye tek tek yaptırılması imkanı mevcutken geçerlidir. Aksi takdirde öğretmen kontrolünde gerçekleştirilen deneylerde öğrencilerin çoğu deneye katılamadıkları için (okullarımızın çoğunda sınıf başına öğrenci sayısı tam katılımı imkansız kılmaktadır) yapılan deneye ilgileri azalmakta ve bir süre sonra olan bitene kayıtsız kalmaktadırlar. Mevcut şartlarda bunu değiştirmenin bir yolu da yoktur ne yazık ki! Ülkemizde bu açmazdan kurtulmanın en pratik yolu olarak bilgisayar destekli öğretim materyalleri gözükmektedir. Çünkü hemen her okulda bilgisayar labaratuvarı mevcuttur ve iyi hazırlanmış içeriklerle deneylerin öğrenciler tarafından yapılması sağlanabilir. Özel yazılımlarla öğretmenin, öğrencilerin faaliyetlerini takip etmesi, gerektiğinde müdahale etmesi sağlanabilir. Böylece bütün sınıfın aktif bir şekilde deneye katılması ve istenen sonuçların elde edilmesi gerçekleştirilmiş olacaktır. Basit bir örnek olarak bir NTC (sıcaklığı arttıkça direnç değeri düşen eleman)'nin deneyini yapmak için her bir öğrenciye bir havya, bir avometre ya da ohmmetre (elektrik direncini ölçen alet) ile birer NTC (Negatif katsayılı direnç-diğer dirençlerin aksine, sıcaklık arttıkça direnci azalan eleman) vermek ne kadar imkan dahilinde olabilir? Ya malzeme yeterli olacak ya da öğrenciler sırayla bu deneyi yapacaklar. Ki bu durum zaman kaybına sebep olacaktır. Söz konusu deney için imkanların el vermediği durumlarda aşağıdaki basit animasyon bir nebze de olsa problemi çözecek ve NTC'nin sıcaklıkla direncinin azaldığını hafızalara kazıyacaktır.


Kullanıcı NTC'nin ısısını arttırdığında direncinin düştüğünü ohmmetre'den rahatlıkla gözlemleyebilecektir.

Not:Normalde bir elektrik devresindeki bütün elemanların ısı değerleri arttıkça direnç değerleri de artar. Ancak NTC (Negative Temperature Component-Negatif Katsayılı Direnç) için durum tam tersidir. NTC'nin sıcaklığı arttıkça diğer dirençlerin tersine direnç değerinde azalma görülür.

Kaldı ki gerçek labaratuvarlarda deneyini yapamayacağımız, gözlemleyemiyeceğimiz o kadar çok konu ve kavram var ki. Örneğin atomun yapısını deneysel olarak nasıl göstereceğiz? Bir elektrik akımının nasıl gerçekleştiğinin deneyini nasıl yapacağız? Elektroliz sırasında elektrolit içerisindeki tepkimleleri nasıl göstereceğiz?... Bütün bunlar etkileşimli animasyonlarla rahatlıkla gösterilebilir, deneyleri yapılabilir. Basit bir örnek olarak elektroliz olayını ele alırsak, kabın içerisine daldırılan elektrotlardan tutun da kaynak geriliminin ayarlanmasına kadar bir dizi değişikliklerin elektrolit içerisindeki olaylara nasıl etki ettiği basit bir şekilde gösterilebilir. Örneğin öğrenci kaynak gerilimini arttırınca devreden dolaşan akımın artmasına bağlı olarak elektroliz süresinin kısaldığını rahatlıkla görebilir. Ayrıca bu yöntemle öğrencilerin öğrenme düzeyleri ölçülürken hep yakındığımız ezber bilgilerden çok, onların yeneklerini, konuyu kavrayıp kavramadıklarını, neyi nasıl yapabileceklerini ölçme imkanımız da olacaktır. Daha da iyisi, onların bilgilerini test ederken bile yeni şeyler öğrenmelerini sağlayabiliriz. Örnek vermek gerekirse öğrencinin bir devrenin akımının nasıl ölçüldüğü konusundaki ezber bilgilerini ölçmek yerine, bir ampermetrenin devreye nasıl bağlandığını göstermesini isteyebiliriz. Böylece öğrenci akımın ne ile ölçüldüğünü bilmese bile burada öğrenebilecek ve deneye yanıla, devreye nasıl bağlandığını keşfedebilecektir. Böylece öğrencilerin sınav deneyimi korku olmaktan çıkıp, merak ve heyecan uyandırabilecektir. Sorulan sorular korkutan değil, merak uyandıran, öğreten sorular (akıllı sorular) olacaktır.


Kullanıcı ampermetrenin devreye nasıl balğlandığını bilmese bile, deneye yanıla doğru sonuca ulaşacak ve bir devrenin akımını ölçmeyi öğrenecektir.

Not: Bir devrenin ya da bir elemanın akımı ampermetre ile ölçülür. Ampermetre akımı ölçülecek elemana seri bağlanır. Şayet devre akımı ölçülecekse Bütün devre elemanlarından önde, (kaynaktan hemen sonra) bağlanır.

Animasyon temelli etkileşimin dışında, diğer kullanıcılarla etkileşim de bilgisayar destekli etkileşimli eğitimin bir parçasıdır diyebiliriz. Kullanıcıların e-posta aracılığı ile iletişime geçmesi ve bilgilerini paylaşması yeni olan bir durum değildir. Bunun yanında bilgi paylaşımını daha derli toplu ve etkin bir biçimde sağlayan forum sayfaları; bilginin eş zamanlı olarak metin tabanlı, sesli ve görüntülü olarak paylaşılmasını sağlayan sohbet sayfaları da etkin bir biçimde kullanılabilir ve kullanılmaktadır da.

Kullanıcıların bilgi paylaşımını en üst seviyede tutmanın bir yolu da online sınıflardır. Günümüzde, sanal bir sınıf ortamında öğretmenler, dönüşümlü olarak kullanıcıların sorularını anında cevaplandırabilmekte ve belirlenen saatlerde ise canlı ders anlatımı gerçekleştirilebilmektedir.

Yukarıdaki açıklamar doğrultusunda, bilgisayar destekli etkileşimli eğitim, kullanıcının öğretim amaçlı içeriklerle, animasyonlarla ve diğer kullanıcılarla iletişimi olarak tanımlanabilir.

Untitled Document
İletişim Bilgileri | Bu site Macromedia STUDIO MX 2004 ile hazırlanmıştır | ©2005 İbrahim ABADANOĞLU | Ziyaretçi Sayısı: